Bugün Blog Action Day. Blogcular bugün iklim değişimine dikkat çekmek için yazılar yazıp etkinlikler yapacaklar. İklim değişimi konusu dünya kamuoyu gündemine ozon tabakasının delinmesiyle geldi. Sera gazları ve sera etkisi kavramlarından karbon salımına, küresel ısınmadan karbon ayakizine kadar birçok kavram gündelik haberlerin içine girdi.
Ozon deliği ile 1987′de tanışan dünya 1992′de Rio da Janeiro’da biraraya gelerek; 16 Haziran 1972 Stockholm’de kabul edilen Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı Deklarasyonu’nu teyid ederek, sürdürülebilir ve çevreyi koruyan bir insani kalkınmayı sağlamak için 27 ilkeyi kabul etti. Bu ilkeler çevre konusunda bir yol haritası çizmiş oldu. Kyoto Protokolü ile karbon salımına ilişkin kısıtlamaların getirilmesi çevre konusunda somut adımları ortaya koydu.
Kyoto Protokolü çeşitli çekincelerle de olsa birçok ülke tarafından imzalandı. Protokolün süresi 2012′de bitiyor. Ama küresel ısınma devam ediyor. Çevre sorunları dünden daha az değil. Çevre konusundaki farkındalık artıyor. Ancak yapılması gereken çok şey var.
Bir düşünürün de dediği gibi dünyayı değiştirmeye önce kendimizden başlamalıyız. İşte size birkaç basit günlük öneri:
-
Cep telefonlarını şarj ettikten sonra telefonunuzu şarjda bırakmayın.
-
Şarj aletlerini dolum işi bittikten sonra prizden çıkarın.
-
Elektronik aletleri kullanmadığınız zaman açma-kapama düğmelerinden kapatın. Standby konumunda dahi bu aletlerin elektrik tükettiğini unutmayın.
-
Kullanmadığınız elektrikli aletlerinizin fişini çekin.
-
Bulunmadığınız odaların lambalarını söndürün.
-
Tasarruflu ampullerden kullanın.
-
100-200 metre gibi kısa mesafelere ulaşmak için otomobil kullanmayın. Yürüyün ya da bisiklet kullanın.
-
Olabildiğince toplu taşıma araçlarını kullanın.
-
Isıtıcıların ayarını kışın 1-2 derece aşağıda, yazın da soğutucuların ayarını 1-2 derece yukarıda tutun. Ütünüzün fişini çektikten sonra kalan ısıyla bir parça eşyanızı daha ütüleyebileceğinizi unutmayın.
-
Elektronik ve elektrikli aletlerinizi minimum yeterlilik ayarlarında kullanmaya özen gösterin.
-
Uzun saatler boyunca televizyon izlemek yerine kitap okuyun. Kitaplarda daha güzel hikayeler var.
-
Gün ışığından daha fazla yararlanacak şekilde işlerinizi yürütmeye çalışın.
-
Kullandığınız otomobilin çevreye duyarlı teknolojiler kullanmasına dikkat edin. Buna gücünüz yetmiyorsa aracınızın düzenli bakımlarını yaptırarak ve temiz yakıtlar kullanarak çevreye verilen zararı azaltın.
-
Et tüketimini azaltın. Haftada bir iki defa et yemeniz beslenmeniz açısından yeterli olacaktır. Daha fazla sebze tüketin.
Yukarıda söz ettiğim önlemler kişisel bazda ve önemli. Bundan daha önemlisi büyük ölçekte sanayide, konutlarda ve ulaşımda kullanılan enerji türleri şüphesiz. Fosil yakıtlara bağımlı uygarlığımızda başta sanayileşmiş ülkeler ve sonra Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkeler ciddi oranda karbon salıyorlar. Alternatif enerji kaynakları dediğimiz güneş, rüzgar ve biyoyakıt enerjilerinin daha fazla kullanılması için yatırım ve teşviklere ihtiyaç var.
Bir gelişim ve ekonomik ilerleme yarışı tüm dünyayı sarmış durumda. Bu mücadele içinde iklimin ciddi değişim geçirdiğini görmezden gelmemeliyiz. Bu noktada gelişmiş ülkelerle gelişmekte olanlar arasında gelişimi dengeleyici mekanizmalara ihtiyaç var. Bu dengeleme aynı kürede yaşadığımızın bilincine erişmeden başarılamaz.
Bireyler olarak, başta gelişmiş ülkelerin vatandaşları olmak üzere hepimizin hem kendi yönetimlerimizi ve hem de diğer ülke yönetimlerini bu konuda zorlayacak etkinliklere destek vermek gibi bir sorumluluğumuz var. Bu küre yaşanmaz olduktan sonra gelişmişliğin ve zenginliğin anlamı kalır mı?







1 Yorum yapılmış
Pingback & Trackback
Üzgünüz,yorum alanı kapalı